26 Haziran 2026

YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mahmut Ak’tan Üniversitemize Ziyaret

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mahmut Ak, YÖK Proje Geliştirme ve Destekleme Dairesi Başkanı Doç. Dr. Esat İpek ile birlikte Üniversitemizi ziyaret ederek bir dizi programa katıldı.

Prof. Dr. Mahmut Ak ve Doç. Dr. Esat İpek, ziyaret kapsamında ilk olarak Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarete Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim katılırken, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Mehmet Başalan, Prof. Dr. Erol Yılmaz ve Prof. Dr. Sedat Aktan ile Genel Sekreterimiz Doç. Dr. Şevket Evci de hazır bulundu. Ziyarette yükseköğretim alanındaki güncel gelişmeler, Üniversitemizin yürüttüğü çalışmalar ve sanayi ile iş birliğini güçlendirecek projeler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.

Makam ziyaretinin ardından Prof. Dr. Mahmut Ak ve Doç. Dr. Esat İpek, Üniversitemiz Senato Toplantısı’na iştirak etti.  

Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Varlı’nın da hazır bulunduğu toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan, ‘’Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım, kıymetli başkanım; hepiniz hoş geldiniz. Bugün senatomuzda farklı gündem maddelerimiz bulunuyor. Ancak asıl gündem maddemiz, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının Üniversitemiz adına önemli bir konuda verdiği olumlu karar vesilesiyle bir araya gelmiş olmamızdır. Silah İhtisas Organize Sanayi Bölgesi içerisinde bir meslek yüksekokulu kurulmasına ilişkin karar geçtiğimiz hafta elimize ulaştı. Yürütme Kurulu üyemiz Mahmut Hocam da sağ olsun, Üniversitemizin bu süreçte ön plana çıkması adına hem senatomuzu bilgilendirme hem de sektör temsilcilerimiz ile OSB yöneticilerini bir araya getirme noktasında bir talepte bulundu. Biz de bu daveti memnuniyetle gerçekleştirdik. Hepiniz tekrar hoş geldiniz. Aslında bu konunun temeli biraz da 2013 yılındaki Silah İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin temel atma törenine dayanıyor. O günden bugüne baktığımızda, tespit edebildiğim kadarıyla Türkiye’nin en hızlı kurulan OSB’lerinden biri olma özelliğini taşıyor. Silah İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Türkiye’de tek olma özelliğine sahip. İnşallah önümüzdeki dönemde öğrenci alımına başlayabiliriz. Özellikle Patlayıcılar ve Enerjetik Malzemeler Programının açılmasıyla birlikte, burada çok daha hızlı bir gelişim ve ivme yakalanacağına inanıyoruz. Öncelikle kıymetli Mahmut Hocamız nezdinde, YÖK Başkanımıza ve bu okulun kuruluşunda emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Temennimiz; ülkemizin önemli ihtiyaçlarından biri olan enerjetik malzemeler alanında bilgi üretimine, teknoloji geliştirilmesine ve yetişmiş insan kaynağına katkı sağlayacak önemli bir adım atmış olmamızdır. Öğrencilerin uygulama yapması açısından baktığımızda da, artık klasik staj anlayışının yerini iş yeri eğitimi modelinin aldığını görüyoruz. Yaklaşık 2011 yılından beri dile getirdiğimiz bu yaklaşım, YÖK Başkanımız ve ekibinin çalışmalarıyla önemli bir ivme kazandı ve uygulamada ciddi karşılık bulmaya başladı. Ankara’dan gelirken yol üzerinde karşı taraftaki dağlık bölgelerde, zaman içerisinde 1 milyar dolardan başlayıp 10 milyar dolara ulaşabilecek büyük bir yatırım hedefiyle Makine ve Kimya Endüstrisi Enerjetik Malzemeler Tesisi’nin kurulmakta olduğunu görüyoruz. Bu açıdan değerlendirildiğinde, umuyorum ki YÖK Başkanımızı ve bu işin başında büyük emek veren Mahmut Hocamızı hiçbir zaman mahcup etmeyeceğiz. Katılımlarından dolayı hem kendisine hem de ekip arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.’’ şeklinde konuştu.

Üniversitemiz bünyesinde kurulan Silah İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu hakkında Senato üyelerine kapsamlı bilgiler aktararak ve bu bağlamda yükseköğretimde ihtisaslaşmanın önemini vurgulayarak başlayan Prof. Dr. Mahmut Ak, konuşması kapsamında sektör odaklı mesleki eğitimin geliştirilmesi ve sanayi-üniversite iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunurken, “Ülkemizin çok önemli mütefekkirleri var biliyorsunuz. Gerçekten bu açıdan şanslıyız. Bunlardan birisi de Fuat Sezgin hocamızdı. Hocamız, 90 yaşında vefatına kadar dahi ‘Memleketime daha ne verebilirim?’ heyecanı içerisindeydi. Hastanede bulunduğu günlerde bile ‘Benim gençlerle buluşmam lazım, beni buradan çıkarın.’ diyordu. Biz de Ersan hocamızla o günleri birlikte yaşadık. Hocamızın dünya tarihine ışık tutacak nitelikte, İslam bilim tarihi üzerine 17 ciltlik çok önemli bir eseri bulunuyor. Bu eser, aslında yalnızca bir edebiyat çalışması değil bilim tarihini ele alan kapsamlı bir çalışma. Her bir ciltte farklı bilim dalları ve farklı alanlar yer alıyor. Eser Almanca olarak yazılmıştı ve daha sonra Türkçeye tercüme edilmesi gündeme geldi. Üniversitelerimiz de bu süreçte katkı sağladı. Hocamız adına bir vakıf kuruldu ve burada önemli çalışmalar yürütüldü. Yapılan faaliyetler yalnızca eserin tercümesiyle sınırlı kalmadı. Aynı zamanda hocamızın ortaya koyduğu, Türk ve Müslüman bilim insanlarının bilim tarihindeki öncü rolünü önce gençlerimize, ardından tüm araştırmacılara aktarabilecek çalışmalar gerçekleştirildi. Devletimizin desteği ve teşvikiyle yurt içinde ve yurt dışında pek çok güzel program düzenlendi. Biz de vakıf çalışmaları içerisinde el birliğiyle katkı sunmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle bugün burada bulunmamız aslında bir tesadüf değildir. Değerli hocalarım; Türkiye’de bildiğiniz gibi nüfus yapısında değişimler yaşanıyor. Uzun vadede nüfus artış hızının düşeceği ve belirli ölçüde nüfus daralmasının ortaya çıkacağı görülüyor. Aslında bu yalnızca ülkemizin değil, dünyanın da önemli meselelerinden biridir. Ancak bugün hâlâ dünya ülkeleri içerisinde genç ve dinamik nüfusa sahip ülkelerden biri olma özelliğimizi sürdürüyoruz. Bu durum da üzerimize önemli sorumluluklar yüklüyor. Çünkü elimizdeki genç neslin önümüzdeki 10–15 yıl içerisinde karar alıcı konumlara geleceği açıktır. Bugün burada bulunan en genç arkadaşlarımız bile 20 yıl sonra yerlerini bugün konuştuğumuz genç nesillere bırakacaktır. Teknolojinin hızla geliştiği, rekabetin giderek daha sert ve acımasız hâle geldiği bir dönemde yaşıyoruz. Zaman zaman tüm insani değerlerin göz ardı edildiğini görüyoruz. Gazze’de yaşananlar buna acı bir örnektir. Sanki insanlık bugüne kadar hukuki, tarihi ve insani değerler üretmemiş gibi bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. İşte böyle bir ortamla mücadele edebilecek, yaptığı işten sonuç üretebilen, ne yaptığını bilen ve hedeflerini doğru belirleyebilen bir gençliğe ihtiyacımız var. Şu anda üniversite öncesi eğitim çağında yaklaşık 20 milyon insanımız bulunuyor. Ve biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, önümüzdeki yıllarda bu sayıdaki değişim de farklı sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle üzerimize çok önemli sorumluluklar düşüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, Yükseköğretim Kurulu ve ilgili eğitim kurumlarına sunduğu imkânlarla gençlerimizin en donanımlı şekilde yetişmesi için büyük bir gayret göstermektedir. Bizler de bu kapsamda projelerimizi geliştirerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Üniversitelerimize baktığımız zaman, açık öğretim dâhil edildiğinde yaklaşık 7 milyon öğrencimiz bulunuyor. Açık öğretim tarafını ayrı değerlendirdiğimizde ise, yaklaşık 3,5–4 milyon öğrencimiz örgün eğitim içerisinde yer alıyor. Öncelikli hedefimiz, bu milyonlarca gencimizi en donanımlı şekilde yetiştirebilmektir. Elbette her alanda uygulamalı eğitim aynı ölçüde mümkün olmayabilir. Bazı bölümlerde teorik eğitim ağırlıklı olabilir. Ancak uygulama niteliği taşıyan alanlarda öğrencilerin yalnızca teorik bilgiyle mezun edilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Öğrencilerimizin eğitim süreçleri içerisinde işletmelerle, sektör temsilcileriyle ve çalışma hayatıyla doğrudan temas kurabilmeleri gerekiyor. Eğitimleri sırasında bu kurumlardan etkilenen, onlardan destek alan ve çalışma ortamını yerinde tanıyan bir sürecin oluşturulması büyük önem taşıyor. Bu konuda Yükseköğretim Kurulumuzun değerli yaklaşımıyla; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ve diğer ilgili kurumlarımızla iş birliği içerisinde çalışmalar yürütüyoruz’' dedi.

"Öğrencilerimiz Yalnızca Derslik Ortamında Değil, Organize Sanayi Bölgelerinde de Zaman Geçirsinler"

Meslek yüksekokullarında uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi ve öğrencilerin mezun olmadan önce iş dünyasıyla doğrudan etkileşim kurmalarını sağlayacak modellerin yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mahmut Ak, “Amacımız; öğrencilerimizin daha eğitim hayatları devam ederken iş dünyasını tanımalarını, kullanılan altyapıları, makine ve ekipmanları, üretim süreçlerini, müşteri ilişkilerini ve işleyiş mekanizmalarını yerinde görmelerini sağlamaktır. Böylece öğrencilerimiz, mezun olduklarında sorumluluk almaktan çekinmeyen, iş ortamına yabancı olmayan, özgüveni yüksek bireyler olarak yetişecektir. Çalıştığı ortamda öğrenebilen, karşılaştığı sorunlara çözüm üretebilen ve katkı sunabileceği alanlarda inisiyatif gösterebilen bir genç nüfusa ihtiyacımız var. Bu doğrultuda özellikle meslek yüksekokullarına yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye genelinde yaklaşık 7 bin programımız bulunuyor ve bu programlarda yaklaşık 1 milyon 200 bin öğrencimiz eğitim görüyor. Bu öğrencilerimizin önemli bir bölümü yakın zamanda çalışma hayatına katılacak gençlerimizden oluşuyor. Burada programları genel ve mesleki alanlar olarak değerlendiriyoruz. Özellikle mesleki alanlarda eğitim süreçlerinin sektörle birlikte şekillenmesini önemsiyoruz. Artık yalnızca ‘staj’ kavramını konuşmuyor; bunun ötesinde, öğrencinin gerçek anlamda çalışma hayatının içinde yer aldığı bir modeli benimsiyoruz. Elbette bu programların tamamı büyük şehirlerde veya merkezi bölgelerde yer almıyor. Küçük ilçelerde bulunan programlarımız da mevcut. Bu nedenle tüm öğrencileri aynı ölçüde uygulamalı eğitime yönlendirmek her zaman mümkün olmayabiliyor. Bu kapsamda bazı bölgelerde işletmede mesleki eğitim modeli uygulanıyor. Öğrencilerimizin eğitim sürelerinin en az dörtte birini, yani ‘3+1’ sistemiyle bir dönemini sektör içerisinde geçirebilmelerini hedefliyoruz. Uygun şartlar oluştuğunda ‘2+2’ benzeri modeller de değerlendirilebiliyor. Bu süreçleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Savunma Sanayii Başkanlığı, bilgi teknolojileri alanındaki kurumlarımız ve diğer paydaşlarımızla yaptığımız protokoller çerçevesinde yürütüyoruz. Kırıkkale Üniversitemize baktığımızda ise kuruluş sürecini tamamlamış, kurumsal yapısını oturtmuş ve artık ürün veren bir yapıya dönüştüğünü memnuniyetle görüyoruz. Bu süreçte emeği geçen tüm hocalarımıza teşekkür ediyorum. Üniversitemizde altı meslek yüksekokulu ve toplam 53 program bulunuyor. Bu programların önemli bir bölümü yürüttüğümüz projelerle uyumlu şekilde çalışmalarını sürdürmektedir. Peki bu projemiz nedir? Bu genel çerçevenin dışında diğer hususları da biraz daha akılda kalıcı olması açısından buradan değerlendirelim. Aslında biz bunu yalnızca kendi düşüncemiz veya yaklaşımımız olarak ifade etmiyoruz. Aynı zamanda devletimizin bize sistem içerisinde verdiği bir görevin gereği olarak ele alıyoruz. Burada kalkınma planlarını görüyoruz. Kalkınma planları bizim önümüzdeki temel rehberlerdir. Beş yıllık planlar çerçevesinde her kuruma belirli görevler verilmekte ve kurumların birlikte çalışması hedeflenmektedir. Bu planlarda görev alanları ve sorumluluklar açık şekilde tanımlanmaktadır. Gördüğünüz gibi bizim çalışma alanımız da her kalkınma planında daha ayrıntılı biçimde ele alınmış, görev alanları daha belirgin hâle getirilmiş ve giderek daha güçlü şekilde vurgulanmıştır. İlk dönemlerde daha genel ifadeler yer alırken, özellikle son kalkınma planlarında hangi hedeflerin nasıl gerçekleştirileceği çok daha somut biçimde ortaya konulmuştur. Buradaki temel konumuz şu değerli arkadaşlar: Bahsettiğimiz 155 tür program içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından üç temel alanda destek verilen programlar bulunmaktadır. Bunlar; bilişim, imalat ve lojistik temelli programlardır. Bilişim, imalat ve lojistik temelli programlar üniversitelerde yürütülecek, ancak öğrencilerimizin eğitim sürelerinin belirli bir bölümünü sektörde geçirebilecekleri bir yapıda oluşturulacaktır. Öğrencilerimiz teorik eğitimin yanında işletme ortamını yaşayacak, üretim süreçlerini yerinde görecek ve çalışma kültürünü doğrudan deneyimleyecektir. Biz istiyoruz ki öğrencilerimiz yalnızca derslik ortamında değil, aynı zamanda Organize Sanayi Bölgeleri içerisinde de zaman geçirsinler ve o atmosferi yaşasınlar. Projenin temel yaklaşımı da budur. Bu nedenle projeyi Organize Sanayi Bölgeleri merkezli bir yapıyla yürütüyoruz. Bu sistemin eğitim destekleri ve uygulama esasları da belirlenmiş durumda. Dünya ekonomik açıdan çeşitli krizlerden geçiyor; ülkelerin farklı ihtiyaçları ve öncelikleri bulunuyor. Bu nedenle kaynakların planlı kullanılması gerekiyor. Ancak tüm bu şartlara rağmen devletimiz bu proje için önemli imkânlar sağlamaktadır. Bu destekler üniversitenin genel bütçesine değil, doğrudan ilgili programlara aktarılmaktadır. Örneğin makine programı destek kapsamındaysa, ayrılan kaynak doğrudan o programın ihtiyaçları için kullanılmaktadır. Bu kaynaklarla sınıf altyapıları oluşturulabilir, eğitim ekipmanları sağlanabilir veya programın farklı ihtiyaçları karşılanabilir. Belirlenen harcama kalemleri arasında ihtiyaç durumuna göre aktarımlar da yapılabilmektedir. Ayrıca öğrencilerin ve öğretim elemanlarının Organize Sanayi Bölgelerine ulaşımı ve proje kapsamındaki diğer ihtiyaçlar da bu destekler kapsamında değerlendirilebilmektedir. Dolayısıyla kullanım alanı geniş ve esnek bir destek modelinden söz ediyoruz. Aslında burada hedef yalnızca öğrenciler değildir. Öğrencilerimizin yanında öğretim elemanlarımızın da Organize Sanayi Bölgelerinde bulunması, işletme sahipleriyle ve çalışanlarla birlikte aynı ortamı paylaşması amaçlanmaktadır. Böylece öğrencilerin, akademik personelin ve idari personelin aynı hedef doğrultusunda, aynı heyecanla birlikte çalıştığı bir ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar 19 üniversitemiz bu desteklerden yararlanmaktadır. Ancak biz bunun daha da yaygınlaşmasını istiyoruz. İnşallah bugünden itibaren bu sayı 20’ye ulaşmış olacak. Şu anda başka üniversitelerimiz de bu sisteme dâhil olmak için hazırlıklarını sürdürüyor. Her yıl yapılan değerlendirmeler sonucunda yeni üniversiteler sisteme dâhil ediliyor. Saha ziyaretleri gerçekleştiriliyor, değerlendirmeler yapılıyor ve sistemin işleyişi takip ediliyor. Uygun şartları sağlayan üniversiteler sonraki yıllarda destek kapsamına alınıyor. Şu anda destek kapsamında çok sayıda program bulunuyor ve her geçen yıl bu alan daha da genişletiliyor.” ifadelerini kullandı. 

Programda konuşma gerçekleştiren Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Varlı, “Kırıkkale Silah İhtisas OSB, kuruluş aşamasından itibaren içinde yer aldığımız bir organize sanayi bölgesidir. Aynı zamanda Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu yapının kurucu ortakları arasında bulunmaktayız. Yüzde 20 oranında ortaklıkla yönetim kurulu içerisinde de aktif şekilde görev almaktayız. Gündemimizde bulunan organize sanayi bölgesinin planına ilişkin olarak; eğitim alanı için ayrılan bölge, hocamızın da hatırlayacağı üzere yaklaşık beş-altı yıl önce odamız tarafından yaptırılan plan tadilatı kapsamında değerlendirilmiştir. O dönem, bu alanda bir mesleki eğitim merkezi kurulması planlanmıştı. Ancak bütçe imkânlarının yetersizliği nedeniyle, sanayi sitesinin içerisinde kiralanan bir alanda Mesleki Eğitim Merkezi kurulmuştur. Bu merkezde yaş sınırı ya da cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, özellikle talaşlı imalat alanında mesleki eğitim verilmeye çalışılmaktadır. İmkânlarımız ölçüsünde gençlerimize ve tüm katılımcılara mesleki beceri kazandırmaya gayret ediyoruz.” dedi. 

Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu Projesi’nin amaçları, uygulama modeli ve öğrencilere sağlayacağı katkılar hakkında değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Esat İpek ise, “OSB MYO projesinin temelinde iki ana hedef bulunmaktadır. Birincisi, sanayi ile güçlü bir ilişki kurarak nitelikli insan kaynağı yetiştirmek; ikincisi de, mezun olan gençlerimizin istihdam edilebilirliğini artırmaktır. Bu projelerin temel amacı, öğrencilerimizin eğitim-öğretim hayatlarının tamamını sanayiyle iç içe geçirebilecek bir yapıyı oluşturmaktır. Buradaki beklentimiz açıktır: Öğrencilerimizin, ön lisans düzeyinde 19-25 yaş aralığında eğitim alırken mezun olduklarında sadece diplomaya değil, aynı zamanda iş hayatında gerekli beceri ve deneyime de sahip olmalarıdır. Çünkü günümüz iş dünyasında en çok karşılaşılan soru ‘tecrüben var mı?’ sorusudur. Biz de tam bu noktada, öğrencilerimizin bu tecrübeyi mezuniyet sonrasına bırakmadan, eğitim süreçleri içerisinde kazanmalarını hedefliyoruz. Bu kapsamda, ön lisans programlarında üç dönem teorik eğitim ve bir dönem uygulamalı (saha) eğitim modeliyle öğrencilerin iş deneyimi edinmeleri sağlanmaktadır. Böylece öğrencilerimiz mezun olduklarında yalnızca akademik bilgiye değil, aynı zamanda doğrudan iş hayatına uyum sağlayabilecek pratik becerilere de sahip olacaklardır. Ayrıca 2017 yılından bu yana uygulanan bir teşvik programımız bulunmaktadır. Bugün burada bulunmamızın temel sebeplerinden biri de bu programdır. Bu kapsamda kurulan meslek yüksekokulları bu destekten yararlanabilmektedir. Ancak bu zorunlu değildir. Teşvik programı, süreci daha da özendirmek ve eğitim kalitesini artırmak amacıyla oluşturulmuştur. Bu proje, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde yürütülen, beşerî sermayenin güçlendirilmesini hedefleyen önemli bir devlet politikasıdır. Üniversitelerden kamu kurumlarına kadar geniş bir iş birliğiyle uygulanmaktadır.’’ ifadelerini kullandı.   

Senato toplantısının ardından Prof. Dr. Mahmut Ak ve Doç. Dr. Esat İpek, Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan, Vali Yardımcısı Oktay Erdoğan, Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Varlı, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Mehmet Başalan ve beraberindeki heyet ile birlikte Silah İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu’nu ziyaret etti. Ziyaret kapsamında okulun eğitim altyapısı, uygulama alanları ve yürütülen çalışmalar yerinde incelenirken, planlanan akademik faaliyetler ve savunma sanayiine nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine yönelik hedefler hakkında yetkililerden bilgi alındı.




Gerçekleştirilen ziyaretin ardından program sona erdi.