30 Haziran 2026

Psikoloji Bölümümüz İlk Mezunlarını Verdi

İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültemiz, Yahya Kemal Konferans Salonu’nda düzenlediği mezuniyet törenleri ile mezunlarını uğurlamaya devam etti. İlk mezunlarını veren Psikoloji Bölümümüzün mezuniyet töreni, yoğun bir katılımla yapıldı.

Törene; Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdussamed Yeşildağ, Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kandemir, akademik ve idari personelimiz, öğrencilerimiz ve aileleri katıldı. 

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan tören, konuşmalar ile devam etti.

Öğrencilerimizi ve ailelerini tebrik eden Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, “Bu güzel günümüzde aramızda bulunmak üzere güzel yurdumuzun dört bir yanından Üniversitemizi teşrif eden ve bizleri onurlandıran kıymetli misafirlerimiz, anneler, babalar, ailelerimizin değerli üyeleri, kıymetli hocalarım ve bugün bu güzelliği oluşturan sevgili mezunlarımız; hepinizi şahsım, Üniversitem ve Kıymetli Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan adına saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hoş geldiniz. Bugünkü konuşmamı üç ana bölümde gerçekleştirmeyi planladım. Bugün aslında bir mezuniyet töreninden çok daha fazlasını yaşıyoruz. Bugün büyük bir emek, fedakârlık ve başarının gurur tablosuyla karşı karşıyayız. Bu gurur tablosunun en büyük mimarları ise, hiç şüphesiz ailelerimizdir. Özellikle de çocuklarını dünyaya getirdikleri andan itibaren büyük fedakârlıklarla yetiştiren, gece gündüz onların yanında olan, her türlü zorlukta desteklerini esirgemeyen annelerimizdir. Bu vesileyle tüm annelerimize gönülden teşekkür etmek istiyorum. Çünkü inanıyorum ki bir toplumun gücü, önce annelerinin gücünden gelir. Anneler, anneliğin hakkını ne kadar güçlü bir şekilde yerine getirirse toplum da o kadar güçlü olur. Biz babalar her ne kadar ön planda görünsek de, aslında toplumu inşa eden en önemli güç annelerdir. Yıllarca büyük emeklerle yetiştirdiğiniz ve dört yıl boyunca bizlere emanet ettiğiniz öğrencilerimizle bu süreçte neler yaptık? Elbette öncelikle eğitim ve öğretim faaliyetlerini yürüttük. Üniversitenin temel görevi olan bilgi aktarımını, kıymetli hocalarımız aracılığıyla gerçekleştirdik. Ancak bununla yetinmedik. Burada ön sıralarda oturan ve gerçekten en büyük alkışı hak eden hocalarımız zaman kavramı gözetmeksizin, büyük bir inanç ve özveriyle öğrencilerimizin yanında oldular. Derslerde, toplantılarda, öğrenci topluluklarında, araştırma ve uygulama merkezlerinde birlikte çalıştılar. Hocalarımız sadece sınıfa girip ders anlatmakla kalmayıp, bunun çok ötesinde görevler üstlendiler. Kimi araştırma merkezlerini yönetti, kimi danışmanlık yaptı, kimi yönetim kurullarında görev yaptı; kimileri ise, bunların birkaçında aynı zaman diliminde pozisyon aldı. Bunları yaparken de öğrencilerimizin sorunlarına çözüm bulmak için gece gündüz çalıştı. Belki sizler anne ve babalar olarak bunların bir kısmını gördünüz, bir kısmını göremediniz. Ama biliniz ki, ihtiyaç duydukları her an hocalarımız onların yanında bir anne, bir baba gibi yer aldılar. Bu nedenle değerli hocalarımıza huzurlarınızda özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bu aşamada mezun ettiğimiz genç psikologlara seslenmek istiyorum. Sevgili gençler, bir ülkenin kalkınmasında ve gelişmesinde her bireyin ayrı bir görevi, ayrı bir katkısı vardır. Örneğin şu an burada yaptığım konuşmanın sizlere daha temiz ve daha sağlıklı bir şekilde ulaşmasını sağlayan teknik personelimiz var. Biraz önce değerli hocamız konuşurken burada görev yapan arkadaşlarımız olmasaydı, bu sistem sağlıklı şekilde işlemezdi. Bu salonu sizler için hazırlayan, sabahın erken saatlerinden itibaren çalışan, düzenleyen, temizleyen, emek veren arkadaşlarımız var. Mikrofonları hazırlayan, düzeni sağlayan çalışanlarımız var. Aslında her biri, bugün sıkça kullanılan ifadeyle söyleyecek olursak, üniversite ekosisteminin vazgeçilmez parçalarıdır. Elbette kıymetli hocalarımız var, ancak onların yanında çok önemli görevler üstlenen idari personelimiz de söz konusu. Bu vesileyle fakülte sekreterlerimiz başta olmak üzere tüm idari personelimize yürekten teşekkür ediyorum.” dedi.

Tecrübeleri ışığında öğrencilerimize tavsiyelerde bulunan Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, “Bir üniversiteyi yalnızca rektör, rektör yardımcıları veya birkaç yöneticiyle yürütmek mümkün değildir. Teknik personelimiz, idari çalışanlarımız, müdürlerimiz, müdür yardımcılarımız ve merkezlerimizde görev yapan tüm arkadaşlarımız olmadan başarıya ulaşmak mümkün olmaz. Elbette maddi imkânlar önemlidir, ancak insan kaynağı çok daha değerlidir. Bizler öğrencilerimizi dört yıl boyunca yalnızca akademik anlamda değil, aynı zamanda kişisel gelişim açısından da yetiştirmeye çalıştık. Eksiklerini fark etmeleri, kendilerini geliştirmeleri ve güçlü bireyler olmaları için gayret gösterdik. Elbette başarı emek ister, fedakârlık ister, uykusuz geceler ister. Saatlerce, günlerce aralıksız çalışmayı gerektirir. Ben de hayatım boyunca çok çalıştım. Kimi zaman geceleri çalışarak, kimi zaman uykusuz kalarak sorumluluklarımı en iyi şekilde yerine getirmeye gayret ettim. Ancak bunu kendime bir övgü olarak söylemiyorum. Çünkü bu ülkeye, bu aziz vatana hizmet etmek söz konusu olduğunda, yapılan hiçbir fedakârlık büyük değildir. Bugün burada özgürce bir araya gelebiliyorsak, bu bayrak özgürce dalgalanıyorsa bunun arkasında çok büyük fedakârlıklar vardır. Daha çocuk yaşta vatan uğruna can veren kahramanlarımızı düşündüğümüzde, kendi yorgunluklarımızın aslında ne kadar küçük kaldığını görüyoruz. Sevgili gençler; hayatınız boyunca yorulacaksınız. Zorluklarla karşılaşacaksınız. Zaman zaman size ‘başaramazsın’ diyenler olacaktır. Ancak hiçbir zaman vazgeçmeyin. Gururla söylüyorum ki, bu Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir. Sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde varlıklı ailelerde yetişen çocuklar değil Yozgat’ın, Çankırı’nın, Trabzon’un, Şırnak’ın çocukları da benzer eğitim süreçlerinden geçerek çok önemli yerlere gelebilir. Bu ülke o kadar büyük ve bu vatan o kadar kıymetlidir ki; okuma yazma bilmeyen ev hanımı bir annenin, okuma yazma bilmez işçi bir babanın çocuğunu da profesör yapar, rektör yardımcısı yapar, rektör yapar. Bu nedenle ülkemize olan inancımızı hiçbir zaman kaybetmemeliyiz. Ne yazık ki günümüzde dünyanın birçok yerinde maddi kaygılar, bireyselleşme ve tüketim anlayışı insanları yalnızlaştırıyor. Aile bağları zayıflıyor, insanlar birbirinden uzaklaşıyor. Oysa bizim bugün her zamankinden daha fazla sevgiye, dayanışmaya ve gönüllülüğe ihtiyacımız var. Bu anlamda siz psikologlara çok büyük sorumluklar ve görevler düşüyor. Ben inanıyorum ki insani anlamda ahlâki, mesleki anlamda ise etik değerler sizleri güçlü kılacak, yolunuzu aydınlatacaktır. Bu duygularla başta ailelerimiz olmak üzere, bugün bu gurur tablosunu oluşturan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.” şeklinde konuştu.

Öğrenmenin yaşam boyu devam eden bir süreç olduğunu belirten İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdussamed Yeşildağ, “Geçtiğimiz 16 yıllık zorunlu eğitim sürecinin en güzel ve en anlamlı bölümlerinden biri olan üniversite hayatını başarıyla tamamlamış bulunuyorsunuz. Bu önemli başarınızdan dolayı hepinizi gönülden tebrik ediyorum. Peygamber Efendimizin (s.a.v) ‘Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz’ sözü, öğrenmenin hayat boyu devam eden bir süreç olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Diğer bir ifadeyle, eğitim yaşamın her döneminde devam eden bir yolculuktur. Bu nedenle gençlerimizden özellikle şunu rica etmek istiyorum: Üniversite hayatının sona ermesiyle eğitim hayatının da bittiğini düşünmeyin. Var olduğumuz sürece öğrenmeye, gelişmeye ve kendimizi yenilemeye devam etmeliyiz. Üniversite hayatı yalnızca eğitim alınan bir süreç değildir; aynı zamanda hayatı öğrenme, gelişme ve kendimizi sürekli yenileme sürecidir. Çünkü içinde bulunduğumuz çağda bilgi sürekli değişmekte ve yenilenmektedir. Bu nedenle bizlerin de öğrenmeye açık olması ve kendimizi sürekli geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Bu anlamda, emek veren tüm hocalarımıza içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Sizler yalnızca bilgi aktarmadınız; aynı zamanda öğrencilerimizin yetişmesine, düşünmesine ve gelişmesine de önemli katkılar sağladınız. Gençlerimizin ve bölümümüzün gelecekte daha büyük başarılara ulaşacağına, gelişimini ve kalitesini daha da artıracağına yürekten inanıyorum. Bu konuda hiçbir şüphem yoktur. Katkılarınız, emekleriniz ve bizlere sunduğunuz destek için hepinize teşekkür ediyor; öğrencilerimizin başarılarla dolu bir eğitim, bilim ve yaşam yolculuğu sürdürmelerini diliyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.” dedi.

Bölüm olarak ilk mezunlarını vermenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kandemir, “Rahatlıkla söyleyebilirim ki burada çok değerli deneyimler yaşadık. Birlikte güzel zamanlar geçirdik ve öğrencilerimizin çok çalışkan, toplumsal değerlere duyarlı ve güçlü iletişim becerilerine sahip bireyler olduklarını gördük. Bu nedenle camiamızın ve ülkemizin çok kıymetli psikologlar kazandığını gönül rahatlığıyla ifade edebilirim. Öncelikle öğrencilerimize teşekkür etmek istiyorum. Bu bölümü tercih ederek ilk öğrencilerimiz oldular ve bizlerle birlikte bu sürecin bir parçası oldular. Aynı zamanda ailelerine de teşekkür etmek istiyorum. Böylesine anlayışlı, değerlerine bağlı, çevresiyle uyumlu ve iletişim becerileri yüksek bireyler yetiştirdikleri için kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Bir diğer önemli husus ise, öğrencilerimizin çok kıymetli akademisyenlerin mentörlüğünde eğitimlerini tamamlamış olmalarıdır. Bölümümüzde klinik psikolojiden adli psikolojiye, sosyal psikolojiden psikolojinin farklı uzmanlık alanlarına kadar geniş bir akademik yelpazede çalışan, alanında yetkin ve güçlü akademik geçmişe sahip hocalarımız bulunmaktadır. Öğrencilerimiz dört yıllık eğitimlerini bu değerli akademik kadronun rehberliğinde tamamladılar. Yaptıkları araştırmalar ve sundukları çalışmalar bizleri gerçekten gururlandırdı. Hatta bazı hocalarımız, öğrencilerimizin çalışmalarının yüksek lisans veya doktora düzeyindeki sunumları aratmadığını ifade ettiler. Bu da gösteriyor ki, bölümümüz ve akademik kadromuz öğrencilerimize çok güçlü bir rehberlik sundu. Hocalarımıza ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Çünkü onlar öğrencilerimize yalnızca öğrenci gözüyle değil, aynı zamanda kendi evlatları gibi yaklaştılar. Her biriyle ayrı ayrı ilgilendiler, gelişimlerini önemsediler ve onların geleceği için emek verdiler. Bu süreçte Rektörümüze ve Dekanımıza da teşekkür etmek isterim. Bölümümüzün kuruluşundan bugüne kadar verdikleri destek bizim için çok kıymetli oldu. Sevgili öğrencilerimiz; burası sizin eviniz olmaya devam edecek. Kapımız her zaman sizlere açık olacaktır. Kimileriniz akademik hayatı tercih edecek, kimileriniz kamu kurumlarında görev alacak, kimileriniz ise, farklı alanlarda kariyer yolculuğuna devam edeceksiniz. Ancak nerede olursanız olun çok güzel işler başaracağınıza inanıyorum. Psikolog olmak yalnızca bir meslek kimliği taşımak değildir. Aynı zamanda ülkenin değerlerini, kültürel değerlerini, mesleki etik ilkeleri ve insanlığın ortak değerlerini de taşımaktır. Dileğim; tüm bu kimlikleri bir arada yaşatan, insanlara dokunan, iyileşmeye katkı sunan, topluma ve psikoloji bilimine değer katan psikologlar olmanızdır. Toplumun ruh sağlığı her geçen gün daha büyük önem kazanıyor. Bu nedenle sizlerin üstleneceği görevler çok kıymetli. İnanıyorum ki gelecekte pek çok insanın hayatına dokunacak, çok önemli katkılar sağlayacaksınız. Hepinize başarı, sağlık ve mutluluk dolu bir gelecek diliyorum.” dedi.

Mezun öğrenciler adına konuşma yapan Psikoloji Bölümü birincisi ve fakülte üçüncüsü Aydanur Kaplan, “Bölüm birincisi ve fakülte üçüncüsü olmam sebebiyle bugün burada konuşma hakkı tanındı. Ancak benim için asıl başarı bundan 4-5 yıl öncesine dayanıyor. İkinci üniversitemi okuma kararı aldığımda bölüm birincisi olarak bitirme ideali ile yola çıkmadım. Tam tersine doğru bir karar verip vermediğimden emin olarak bölüme başladım. Önceki bölümümü severek okumadığım için biraz onun yorgunluğu vardı. Bugün burada 29 Haziranda 29 buçuk yaşında mezun olurken, geriye dönüp baktığımda iyi ki bu kararı verdiğimi söyleyebilirim. Bunun şükrünü yaşıyorum. Benim için asıl başarı budur.” şeklinde konuştu.

Aydanur Kaplan, konuşmasının devamında eğitim hayatı boyunca maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen ailesine, arkadaşlarına ve hocalarına teşekkürlerini iletti.

Konuşmaların ardından Psikoloji Bölümünü dereceyle bitiren öğrencilerimize başarı belgeleri verildi.

Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, Psikoloji Bölümü birincisi ve fakülte üçüncüsü Aydanur Kaplan’ı tebrik ederek başarı belgesi ve hediye verdi.

Bölüm ikincisi Kader Koç’a başarı belgesini İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdussamed Yeşildağ verirken, bölüm üçüncüsü Sude Yurdakul’a başarı belgesini Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kandemir verdi.

Öğrencilerimizin mezuniyet belgelerinin verilmesi ile devam eden program, keplerin havaya atılması ile sona erdi.