Ülkemizin Sağlık Yolculuğuna Güç Katacak Hekimler Mezun Oldu
Üniversitemiz Tıp Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, Üniversitemiz Stadyumu'nda gerçekleştirildi. Törene Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Sedat Aktan, Tıp Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, Tıp Fakültemiz Başhekimi Prof. Dr. Turgut Deniz, Tıp Fakültemiz Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Atike Tekeli Kunt, akademik ve idari personelimiz, mezun öğrencilerimiz ile aileleri katıldı.








Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını yapan fakülte birincisi Fatih Farfar, ‘’Bismillahirrahânirrahîm. hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Allah Resûlü’nün üzerine olsun. Sayın Rektör Yardımcım, Sayın Dekanım, saygıdeğer hocalarım, sevgili hekim arkadaşlarım ve bugün de olduğu gibi her zaman yanımızda olan sevgili ailelerimiz; Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi 23. Dönem Mezuniyet Töreni’ne hepiniz hoş geldiniz. Söze kendi cümlelerimle değil, yüce Allah’ın kelamıyla başlamak istiyorum. Çünkü bugün elde ettiğim bu başarıyı anlatabilecek en güzel ifade, başarının gerçek sahibini hatırlatan bu ilahi kelamdır. Rabbimiz Hud Suresi’nin 88. ayetinde şöyle buyuruyor: “Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben yalnızca O’na tevekkül ettim ve yalnızca O’na yönelirim.” Belki de bu ayet, bir hekimin hayatı boyunca unutmaması gereken en önemli hakikattir. Çünkü bizler tedavi etmeye çalışırız; fakat şifayı veren Allah’tır. Bizler öğrenir, araştırır ve emek veririz; fakat gayretimizi bereketlendiren yine O’dur. Bizler bugün beyaz önlüğü sadece üzerimize giymiyoruz; onun temsil ettiği dürüstlüğü, adaleti, merhameti ve fedakârlığı da omuzlarımıza alıyoruz. Hekimlik; bilgiyi vicdanla, bilimi merhametle, aklı ise ahlakla buluşturabilme sanatıdır. Bir hastanın gözlerinde umudu yeniden yeşertebilmek bazen en güçlü tedaviden daha kıymetlidir. Bu nedenle yalnızca hastalıklarla değil; korkuyla, endişeyle ve çaresizlikle de mücadele etmeliyiz. Bugün “hekim” unvanını alırken insan hayatının kutsallığını her şartta savunmayı kendimize görev ediniyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun acı çeken her insanın acısı bizim vicdanımıza dokunmalıdır. Bizler bugün geleceğe umutla bakarken bazı çocuklar yarının nasıl olacağını bilmeden hayata tutunmaya çalışıyor. Bir çocuğun yaşam hakkı elinden alındığında, bir annenin feryadı gökyüzüne yükseldiğinde, bir hastane hedef olduğunda ya da bir sağlık çalışanı görevini yaparken hayatını kaybettiğinde bunun acısını yalnızca o coğrafyanın değil, bütün insanlığın yüreğinde hissetmesi gerekir. Hekimlik bize insan hayatının dokunulmazlığını savunmayı da öğretir. Konuşulması gereken yerde susmak bazen en büyük kayıtsızlıktır. Hele ki söz konusu insan hayatıysa sessizlik tarafsızlık değil, vicdani yükü ağırlaştıran bir tercihtir. Gazze’de savaşın ortasında, yıkılmış hastanelerde imkânsızlıklar içinde bir çocuğun nefesini koruyabilmek için mücadele eden hekim ile yarın Anadolu’nun bir köyünde hastasını muayene edecek bir hekimin yüreğinde aynı sorumluluk vardır. Çünkü beyaz önlüğün rengi her yerde aynıdır. Sevgili arkadaşlarım; amfinin kapısından içeri adım attığımızda hepimiz farklı şehirlerden, farklı hayat hikâyelerinden gelmiştik. Belki isimlerimizi bile bilmiyorduk ama kısa sürede aynı sıraları, aynı telaşları paylaştık. Bu yıllar boyunca sadece ders çalışmadık; birlikte bir hayat yaşadık. Bazen komiteye saatler öncesinden değil, dakikalar kala kapının önünde son ezberlerimizi yaparak girdik. Tam umudumuzu kaybetmişken sınıf grubuna son anda düşen ders notuyla birbirimizin eksiklerini tamamladık. Bugün burada sadece bir diplomayı almıyoruz; sabaha kadar süren komite çalışmalarının, “Acaba yetişecek mi?” dediğimiz günlerin, ailemizle geçiremediğimiz bayramların ve ertelediğimiz tatillerin de karşılığını alıyoruz. Bugün geriye baktığımızda hepimizin ortak bir hikâyesi var. Bu zorlu ama bir o kadar da gurur verici altı yıllık eğitimin sonuna gelirken bu başarıyı mümkün kılan ve teşekkürü en çok hak edenlere seslenmek istiyorum. Öncelikle bizlere sadece tıbbın bilimsel temellerini değil, hekimlik sanatını ve şefkatini de öğreten, öğrencilerini önceleyen, emeğini bizlerden esirgemeyen tüm değerli öğretim üyelerimize; hekimlik duruşlarıyla bize ilham veren Meryem Albayrak Hocama, bizi hiçbir zaman geri çevirmeyen Zehra Sema Özkan Hocama, bize cerrahiyi sevdiren Faruk Pehlivanlı Hocama, güler yüzü ve alçakgönüllülüğüyle bize arkadaş olan Gonca Kocagözoğlu Hocama bilhassa teşekkür ediyorum. Hastanenin o temposunda bizlerin geçtiği yollardan bir zamanlar kendilerinin de geçtiğini unutmayan, bilgisini esirgemeyen, bizi kollayan ve işimizi kolaylaştıran değerli asistan abi ve ablalarımıza da teşekkür borçluyum. En yoğun anlarda “Ben hallederim.” diyerek yükümü hafifleten, sevincimi de kaygımı da paylaşan dostlarım; iyi ki bu yolu beraber yürüdük, her şey için teşekkür ederim. Fedakârlıklarıyla bugünlere gelmemi sağlayan aileme, dualarıyla ve sonsuz şefkatiyle beni daima destekleyen anneme tüm kalbimle teşekkür ediyorum. Ve son olarak, bu zorlu tıp eğitiminin bana kazandırdığı en kıymetli armağan olan, yalnızca bir hayat arkadaşı değil aynı zamanda en büyük destekçim ve değerli meslektaşım olan sevgili eşim Beyza’ya sonsuz teşekkür ediyorum. Rabbim hepimizin yolunu ve bahtını açık etsin. Hepinize saygılarımı sunuyor, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.’’ ifadelerini kullandı.
Mezun öğrencilerimize hitap ederek fakültenin akademik birikimine, tam akreditasyon başarısına ve hekimlik mesleğinin etik sorumluluklarına dikkat çeken Tıp Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, ‘’Sayın Rektör Yardımcım, değerli öğretim üyelerimiz, sevgili öğrencilerimiz ve onların kıymetli aileleri; Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi 23. Dönem Mezuniyet Töreni'ne hepiniz hoş geldiniz. Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Altı yıl önce bizlere emanet ettiğiniz 144 öğrencimiz, bugün başarılarına bir yenisini daha ekleyerek fakültemizden mezun oluyor ve hekimlik mesleğine ilk adımlarını atıyor. Büyük emekler, maddi ve manevi fedakârlıklarla yetiştirdiğiniz, ülkemizin geleceğinde önemli görevler üstlenecek bu genç hekimler adına sizlere şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum. Sizler, tam akreditasyon hakkını kazanan Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesinin üçüncü dönem mezunları olacaksınız. Fakültemiz, Dünya Tıp Eğitimi Federasyonu üyesi Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) tarafından değerlendirilmiş; eğitim programımızın ulusal ve uluslararası standartları karşıladığı tescillenmiştir. 2019 yılından bu yana devam eden akreditasyon sürecinde yoğun emek ve özveriyle çalışarak çok sayıda standardın fakültemizde uygulanmasını sağlayan ve bu süreci başarıyla yürüten tüm öğretim üyelerimize, fakültemiz ve öğrencilerimiz adına teşekkür ediyorum. 1995 yılında kurulan ve 1997 yılında eğitim-öğretim faaliyetlerine başlayan fakültemizden bugüne kadar toplam 1.832 hekim mezun olmuştur. Hâlen 1.113 öğrencimize lisans eğitimi verilmektedir. Otuz yedi anabilim dalımızda görev yapan 129 öğretim üyemizle birlikte ülkemize donanımlı, iyi hekimler yetiştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Öğretim üyelerimizin dörtte biri, yani 35'i, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu ya da uzmanlık eğitimini fakültemizde tamamlamış akademisyenlerden oluşmaktadır. Fakültemiz aynı zamanda bugüne kadar 623 uzman hekim yetiştirmiş olup, hâlen 302 araştırma görevlisine uzmanlık eğitimi vermektedir. Bugüne kadar fakültemizden yüzlerce başarılı hekim, akademisyen ve araştırmacı yetişmiştir. Kurulduğu günden bu yana Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu hekimler, ülkemizin neresinde görev yaparlarsa yapsınlar, fakültemizin kendilerine kazandırdığı bilgi, beceri ve değerleri başarıyla uygulamaktadır. Fakültemizde görev yapan hocalarınızla birlikte sizlerin en iyi şekilde yetişmesi için büyük emek harcandı. Sizlerin; tıbbi bilgi ve klinik becerilerini en üst düzeyde kullanabilen, hastalarının ve toplumun sağlık ihtiyaçlarını gözeten, sağlık savunuculuğu görevini yerine getiren, hasta ve yakınlarıyla empatiye dayalı, açık ve güvenilir iletişim kurabilen, sağlık ekibiyle uyum içerisinde çalışabilen, sağlık hizmeti kaynaklarını, zamanı ve hasta bakım süreçlerini etkin ve sürdürülebilir şekilde yönetebilen, yaşam boyu öğrenmeyi ilke edinen, bilimsel gelişmeleri yakından takip eden, kanıta dayalı tıp uygulamalarını benimseyen, araştıran ve bilim üretimine katkı sağlayan hekimler olarak yetişmeniz en temel hedefimiz olmuştur. Aynı zamanda topluma karşı sorumluluklarını yerine getiren, yüksek etik standartlara ve mesleki değerlere bağlı, hasta mahremiyetine saygılı, profesyonel hekimler olarak yetişmeniz amacıyla tıp eğitimi programımızı bu anlayış doğrultusunda düzenledik ve uygulamaya devam ediyoruz. Sizlere gerekli bilgi, beceri, tutum ve davranışları kazandırabilmek için hocalarınızla birlikte elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık.’’ ifadelerini kullandı.
"Hekimlik Sadece Bir Meslek Değil, İnsan Hayatına Adanmış Onurlu Bir Görevdir"
Hekimlik eğitiminin büyük emek, özveri ve sorumluluk gerektiren bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, ‘’Sizler altı yıl boyunca yoğun ders yükünün yanı sıra hastanemizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesine de önemli katkılar sağladınız. Bu süreçte gösterdiğiniz emek ve özverinin, sizleri iyi bir hekim olarak yetiştirecek en değerli deneyimlerden biri olduğunu; özellikle hastalarınızın başında vereceğiniz gerçek sınavlarda bunun önemini daha iyi anlayacağınızı bilmenizi isterim. Tıp fakülteleri, dünyanın en kutsal mesleklerinden biri olan hekimlik mesleğinin yetiştiği bilim yuvalarıdır. Sağlık hizmetinin en önemli unsuru nitelikli insan gücüdür. Bu nedenle güçlü akademik kadrolar ve özveriyle çalışan yardımcı sağlık personeli, tıp fakülteleri için kritik öneme sahiptir. Bununla birlikte, tıp fakültelerinin uzun yıllardır devam eden ve acil çözüm bekleyen önemli sorunları bulunmaktadır. Çünkü 18 yaşında fakülteye başlayan bir genci altı yılın sonunda yetkin bir hekim olarak mezun edebilmenin dünyada kolay bir karşılığı yoktur. Bu zorlu süreçte büyük emek veren tüm öğretim üyelerimize içtenlikle teşekkür ediyorum. Unutmayınız ki hekimlik sadece bir meslek değil, insan hayatına adanmış onurlu bir görevdir. Tıbbiyeliler tarih boyunca çalışkanlıkları, fedakârlıkları ve vatan sevgileriyle örnek olmuş; ülkesinin sorunlarını kendi sorunlarının önünde tutmuşlardır. 1919 yılında okulunu ve mesleğini bir kenara bırakarak Millî Mücadele'ye katılmış, vatanı uğruna şehit düşen tıbbiyeliler bunun en anlamlı örneklerinden biridir. Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra da hekimlerimiz, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinde büyük sorumluluklar üstlenmiş, gerektiğinde kendi canları pahasına görevlerini yerine getirmekten geri durmamışlardır. Sizler de COVID-19 pandemisinin en yakın tanıkları oldunuz. Bu süreçte hekimler, en ön saflarda görev yaparak günlerce ailelerinden uzak kaldılar, fedakârca nöbet tuttular ve başkalarının hayatını kurtarmak için kendi sağlıklarını ve yaşamlarını riske attılar. Bu özveri, hekimlik mesleğinin ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını bir kez daha göstermiştir. Böylesine fedakârca görev yapan hekimlerimizin çalışma koşullarının daha da iyileştirilmesi gerektiğine yürekten inanıyorum. Sizlerle el ele vererek her türlü güçlüğün üstesinden gelebileceğimize ve sağlık alanındaki sorunlarımızı birlikte çözebileceğimize inanıyor; sizlerin de aynı inanç ve sorumluluk bilinciyle ülkemize hizmet edeceğinize yürekten güveniyorum. Sevgili genç doktorlarımız; bugün Tıp Fakültesinden mezun oluyor ve meslek hayatınıza ilk adımınızı atıyorsunuz. Aslında bugün, yaşam boyu sürecek bir öğrenme ve gelişim yolculuğunun da başlangıcındasınız. Birazdan edeceğiniz hekimlik yemininin her kelimesinin ne kadar anlamlı olduğunu meslek hayatınız boyunca yaşayarak göreceksiniz. Hekimlik; bilgi, vicdan, sabır, fedakârlık ve yüksek sorumluluk bilincini bir arada gerektiren kutsal bir meslektir. Mesleğinizi icra ederken Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." sözünü daima rehber edinmeli; yine Atatürk'ün "Bir tek şeye ihtiyacımız vardır, o da çalışkan olmaktır." sözünü kendinize ilke kabul ederek etik kurallardan ve ahlaki değerlerden hiçbir zaman ödün vermemelisiniz. Kırıkkale Üniversitesi sizindir, Tıp Fakültemiz sizindir; burası her zaman sizin yuvanız olacaktır. Nerede görev yaparsanız yapın, bizler her zaman hocalarınız olarak yanınızda olmaya devam edeceğiz. Sevgili genç meslektaşlarımız; hepinizi hekimlik mesleğine hoş geldiniz diyerek kutluyor, hayatınızın bu yeni döneminde sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum. Son olarak, bugünlere gelmemizde bizlere her zaman destek veren Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan'a, Rektör Yardımcılarımıza, büyük emek ve özveriyle çalışan tüm öğretim üyelerimize, Dekan Yardımcımız Prof. Dr. Atike Tekeli Kunt'a, Başhekimimiz Prof. Dr. Turgut Deniz'e, Fakülte Sekreterimiz Canan Gürsoy'a ve fakültemizin tüm idari personeline teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.’’ dedi. 
Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Sedat Aktan, açılış ve selamlama konuşmasında, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ersan Aslan’ın tebrik ve selamlarını da ilettikten sonra şunları söyledi: “Sevgili gençler, dönem birincisi konuşmasını yaparken sahnede kendimi gördüm. Kısmen protest içerikte olsa da, saygılı ve naif tarzından ötürü kendisine teşekkür ederim. Konuşması yüksek farkındalık ve duyarlılık içeriyordu. Gazze’de ve Anadolu’nun bir köyünde mücadele eden doktorları da andı, başka sıkıntılara da değindi. Tespitleri, diğer arkadaşlarından coşkulu alkış aldığına göre bir konsensüs olduğu anlaşılıyor. Bildiğiniz gibi, Fakültemiz büyük emeklerle tam akreditasyon alma başarısını göstermiştir. Akademik performans açısından, Üniversite genelinde üst sıralarda yer alan hocalarımız bulunmaktadır. Elbette bu, hiçbir eksiğimiz yok anlamına gelmiyor. Dekanımız, altı yıl önce sizleri emanet olarak aldıklarını ve bugün birer meslektaş olarak mezun etmenin haklı gururunu yaşadıklarını söyledi. Belki profesyonel yönetişime çok uygun olmasa da sizlerle evlatlarımız gibi ilgilenmeye çalışıyoruz. Bu gayrete şahit olduğumu ifade etmek isterim. Sevgili Fatih, konuşmasında dört hocamızı ismen anarak üzerlerindeki emek ve katkılarını özellikle vurguladı. Emeği geçen tüm akademik ve idari personele ama özellikle ismen anılan hocalarımıza, sıra dışı gayretlerinden ve üzerinizde bıraktığı etkiden ötürü huzurlarınızda bir kez de Üniversitemiz adına teşekkür etmek isterim. “Güzel örnek” anlamına gelen bir kavram var. İsmen anılan, takdir edilen hocalarınız gibi ve bu hocalarımız arasında uzmanlık eğitimini Fakültemizde tamamlayanlar var. Belki bir gün siz de mezun olduğunuz Fakültede uzmanlık eğitimi görecek, hoca olacaksınız. Yarınların yöneticisi olacaksınız. Umarım sizler de güzel izler bırakırsınız. Yolunuz ve bahtınız açık olsun. Saygılarımı sunarım.”





Konuşmaların ardından fakülte birincisi Fatih Farfar'a mezuniyet belgesi, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Sedat Aktan tarafından takdim edildi. Ardından Tıp Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Esra Dilek Keskin, dönem birincisi Fatih Farfar'a plaketini takdim ederek mezuniyet kütüğüne ismini çaktı. Fakülte ikincisi Enes Begen ile fakülte üçüncüsü Ceyda Yazılı'ya plaketleri de Prof. Dr. Esra Dilek Keskin tarafından verildi. Yılın En Başarılı İntern Doktor Ödülü ise Bünyamin Yalçıkaya'ya, Tıp Fakültemiz Başhekimi Prof. Dr. Turgut Deniz tarafından takdim edildi.







Ödül töreninin ardından Tıp Fakültemiz Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Atike Tekeli Kunt ve akademik personelimiz tarafından mezun öğrencilerimize mezuniyet belgeleri verildi.


Mezun öğrencilerimizin hekimlik yemini etmeleriyle devam eden program, keplerin coşkuyla havaya atılmasıyla sona erdi.