Kampüsten Sektöre Biyomedikal Kariyer Yolculuğu Bilim Kafe’de Konuşuldu
Üniversitemiz Bilim İletişimi Ofisi (BİO) tarafından, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) koordinasyonunda yürütülen Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında düzenlenen 16. Bilim Kafe’de, “Biyomedikal Cihaz Teknolojileri: Kampüsten Sektöre Yeni Kariyer Fırsatları” başlıklı panel, Kırıkkale Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Yeni Spor Kompleksi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Üniversitemiz Hacılar Hüseyin Aytemiz Meslek Yüksekokulu Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı öğretim üyesi Prof. Dr. Yasin Göktürk Yıldız, Mindray Medikal Teknoloji İstanbul Ltd. Şti. Hasta Görüntüleme ve Yaşam Destek Servisi Mühendisi Hakan Batak ile mezunumuz ve Biyomedikal Cihaz Teknikeri Melike Denden’in konuşmacı olarak yer aldığı panelin moderatörlüğünü, Üniversitemiz BİO Koordinatör Yardımcısı ve Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Rıfat Kerem Gürkan üstlendi.
Panele; BİO Koordinatörü ve Bilim İletişiminden Sorumlu Rektör Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuray Öztürk, BİO Koordinatör Yardımcısı ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Fikriye Rana Kara, BİO Dijital İçerik ve Teknoloji Sorumlusu ve Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim elemanı Arş. Gör. Kadriye Nur Erman'ın yanı sıra öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını yapan panel moderatörü Dr. Öğr. Üyesi Rıfat Kerem Gürkan, “Saygıdeğer Rektör Danışmanım, değerli hocalarım, kıymetli konuklarımız ve sevgili öğrencilerimiz; Kırıkkale Üniversitesi Bilim İletişim Ofisi tarafından düzenlenen 16. Bilim Kafe Etkinliği’ne hepiniz hoş geldiniz. Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bilim İletişim Ofisi olarak temel hedefimiz, üniversitemizde üretilen bilimsel bilgi ve akademik birikimi yalnızca dersliklerle sınırlı bırakmadan toplumla, sektörle ve geleceğin mesleklerine hazırlanan gençlerimizle buluşturmaktır. Bilim Kafe etkinliklerimiz de bu anlayışın en önemli örneklerinden biridir. Burada, bilimsel bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille ele alıyor; akademisyenleri, sektör temsilcilerini ve öğrencilerimizi aynı masa etrafında bir araya getirerek güncel konuları farklı bakış açılarıyla değerlendirme fırsatı sunuyoruz. Bugün de geleceğin çalışma hayatını şekillendiren son derece önemli ve stratejik bir alanı konuşmak üzere bir aradayız. Yükseköğretim Kurulumuzun geleceğin mesleklerine yönelik vizyonu doğrultusunda, teknolojinin ve dijital dönüşümün hızla değiştirdiği iş dünyasında öne çıkan alanlardan biri olan biyomedikal cihaz teknolojilerini tüm yönleriyle ele alacağız. Günümüzde sağlık hizmetleri artık yalnızca hekimlerin ve sağlık çalışanlarının bilgi ve tecrübesiyle değil, aynı zamanda ileri teknolojiye sahip tıbbi cihazların güvenli, doğru ve kesintisiz çalışmasıyla da şekilleniyor. İşte bu noktada biyomedikal cihaz teknolojileri, sağlık ile mühendisliği buluşturan, insan hayatına doğrudan dokunan ve her geçen gün daha fazla önem kazanan stratejik bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Bugünkü etkinliğimizde “Biyomedikal Cihaz Teknolojileri: Kampüsten Sektöre Yeni Kariyer Fırsatları” başlığı altında bu alanın akademik altyapısını, sektördeki güncel ihtiyaçlarını, kariyer olanaklarını, teknolojik gelişmelerini ve mezunlarımızı bekleyen fırsatları değerli konuklarımızın bilgi ve deneyimleri ışığında değerlendireceğiz. Akademik perspektifin yanı sıra sektörün beklentilerini ve saha deneyimlerini de dinleme fırsatı bulacağız. Böylece özellikle kariyer planlaması yapan öğrencilerimiz için yol gösterici, ilham verici ve ufuk açıcı bir program gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Katılımlarıyla bizleri onurlandıran tüm konuklarımıza teşekkür ediyor, gerçekleştireceğimiz bu verimli sohbetin başta öğrencilerimiz olmak üzere geleceğini planlayan tüm gençlerimize katkı sağlamasını temenni ediyorum. Hepiniz tekrar hoş geldiniz, keyifli ve verimli bir program diliyorum.” dedi.



Biyomedikal Cihaz Teknolojisinin sağlık ve mühendisliği bir araya getiren stratejik bir alan olduğuna dikkat çekerek, bu alanda eğitim görecek öğrencilerin kazanacağı yetkinlikler, kariyer olanakları ve geleceğin sağlık teknolojileri hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Yasin Göktürk Yıldız, “Sevgili gençler, üniversite tercihi hayatınızın en önemli dönüm noktalarından biridir ve seçeceğiniz bölümün ilgi alanlarınıza, yeteneklerinize ve gelecekteki hedeflerinize uygun olması büyük önem taşır. Eğer elektronik sistemlere ilgi duyuyor, teknolojiyi yakından takip ediyor, problem çözmekten keyif alıyor ve yaptığınız işin insan hayatına doğrudan dokunmasını istiyorsanız, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi programını mutlaka değerlendirmenizi tavsiye ederim. Bu bölüm yalnızca elektronik bilgisi kazandıran bir program değil; aynı zamanda sağlık alanıyla mühendislik disiplinini bir araya getiren, ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik insan gücünü yetiştiren özel bir eğitim alanıdır. Eğitim süreciniz boyunca elektronik devre analizi, arıza tespiti ve onarımı, profesyonel lehimleme, cihaz montajı, teknik şema okuma gibi temel mühendislik becerilerinin yanında ventilatör, defibrilatör, kuvöz, diyaliz cihazları ve hasta monitörleri gibi yaşam destek sistemlerinin çalışma prensiplerini ayrıntılı şekilde öğreneceksiniz. Ayrıca ultrason, röntgen, manyetik rezonans ve bilgisayarlı tomografi gibi ileri görüntüleme sistemlerinin temel yapısını tanıyacak; bu cihazların uluslararası standartlara uygun olarak test edilmesi ve kalibrasyon süreçlerini uygulamalı biçimde deneyimleyeceksiniz. Bunun yanında hastane bilgi yönetim sistemleri, biyomedikal yazılımlar, tıbbi veri iletişim protokolleri, temel gömülü sistemler, kalite yönetimi, radyasyon güvenliği ve sağlık mevzuatı gibi günümüz sağlık teknolojilerinin vazgeçilmez konularında da önemli bilgi ve beceriler kazanacaksınız. Ancak sizlere özellikle şunu söylemek isterim; bu meslekte başarılı olmanın yolu sadece derslerde başarılı olmaktan geçmiyor. Kendinizi sürekli geliştirmeli, yabancı dil öğrenmeye önem vermeli, yeni teknolojileri takip etmeli; ayrıca, yapay zekâ, (virgül yerine ve) dijital sağlık sistemleri ile yazılım alanındaki gelişmeleri yakından izlemelisiniz. Çünkü bugün bakımını yaptığınız bir cihaz, yarın yapay zekâ destekli çalışan, uzaktan kontrol edilebilen çok daha gelişmiş bir sisteme dönüşecektir. Bu değişime ayak uydurabilen mezunlarımız sektörde her zaman bir adım önde olacaktır. Programımızın en önemli avantajlarından biri de uygulama ağırlıklı eğitim anlayışıdır. Özellikle 3+1 eğitim modeli sayesinde son döneminizi hastanelerde veya medikal firmalarda geçirerek gerçek çalışma ortamını daha mezun olmadan deneyimleme fırsatı elde edeceksiniz. Bu süreç, hem mesleki deneyim kazanmanızı hem de sektörle güçlü bağlar kurmanızı sağlayacaktır. Ayrıca Dikey Geçiş Sınavı ile Biyomedikal Mühendisliği başta olmak üzere Elektrik-Elektronik, Mekatronik, Makine ve Elektronik Haberleşme Mühendisliği gibi birçok lisans programına geçiş yapabilmeniz de önemli avantajlardan biridir. Sağlık sektörü sürekli büyüyen, teknolojik yatırımların her geçen gün arttığı ve nitelikli teknik personele duyulan ihtiyacın hiç azalmadığı stratejik alanlardan biridir. Bu nedenle mezun olduğunuzda kamu ve özel hastanelerde, üniversite hastanelerinde, medikal cihaz üreticisi ve distribütörü firmalarda, teknik servis ve kalibrasyon merkezlerinde geniş iş imkânlarına sahip olabilirsiniz. Mesleki deneyiminizi artırdıktan sonra kendi teknik servis veya kalibrasyon merkezinizi kurmanız da mümkündür. Sizlere tavsiyem, üniversite eğitiminizi yalnızca bir diploma alma süreci olarak görmemenizdir. Laboratuvarlarda aktif olun, stajlarınızı en verimli şekilde değerlendirin, öğretim elemanlarınızın bilgi ve tecrübelerinden yararlanın, araştırmaktan ve soru sormaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin. Unutmayın ki, sağlık teknolojileri her geçen gün gelişiyor ve bu gelişime yön verecek olanlar da kendini sürekli yenileyen, etik değerlere bağlı, sorumluluk sahibi ve üretken gençler olacaktır. Eğer siz de teknoloji üretmek, insan hayatına dokunmak ve geleceğin sağlık sistemlerinde önemli bir rol üstlenmek istiyorsanız, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi programının sizler için çok doğru bir tercih olacağına yürekten inanıyorum.’’ dedi.

Biyomedikal sektöründeki mesleki deneyimlerinden örnekler vererek, teknolojik dönüşümün sektöre etkilerini, geleceğin biyomedikal profesyonellerinde aranacak nitelikleri ve gençlere yönelik kariyer önerilerini anlatan Hakan Batak, “Öncelikle bugün burada sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Yaklaşık yirmi beş yıldır biyomedikal sektörünün içinde yer alıyorum. Bu yolculuğa 2001 yılında, Türkiye'nin ilk yerli defibrilatör projelerinden birinde Ar-Ge ekibinde başladım. O günden bugüne üretimden Ar-Ge’ye, saha servisinden teknik yöneticiliğe kadar sektörün birçok farklı alanında çalışma fırsatı buldum. Edindiğim tüm bu deneyimler bana gösterdi ki, biyomedikal alanında başarılı olmanın temelinde yalnızca teknik bilgi değil öğrenmeye açık olmak, analitik düşünebilmek ve karşılaşılan problemlere sistematik yaklaşabilmek yatıyor. Elbette elektronik ve elektrik bilgisi bu mesleğin temelini oluşturuyor. Ancak günümüzde bunun üzerine yazılım, bilgisayar ağları, veri iletişimi, hastane bilgi sistemleri ve dijital teknolojiler de eklendi. Artık bir cihazın sadece elektronik yapısını bilmek yeterli değil. O cihazın hastane altyapısıyla nasıl haberleştiğini, verileri nasıl yönettiğini ve diğer sistemlerle nasıl entegre çalıştığını da anlayabilmek gerekiyor. Sahada en çok ihtiyaç duyduğumuz özelliklerden biri, analitik düşünme becerisidir. Çünkü iyi bir biyomedikal uzmanı, sadece arızalı parçayı değiştiren kişi değil; arızanın gerçek nedenini araştıran, doğru teşhisi koyan ve kalıcı çözüm üreten kişidir. Bunun yanında iletişim becerilerinin de çok önemli olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Bizler sadece cihazlarla çalışmıyoruz. Doktorlarla, hemşirelerle, biyomedikal ekipleriyle, hastane yöneticileriyle ve farklı disiplinlerden birçok uzmanla birlikte hareket ediyoruz. Dolayısıyla teknik bilginizi doğru aktarabilmek, ekip çalışmasına uyum sağlayabilmek ve çözüm odaklı iletişim kurabilmek, mesleki başarınızı doğrudan etkiliyor. Sektöre ilk başladığım yıllarda biyomedikal alanı bugünkü kadar geniş değildi. Bugün ise, mezun olan arkadaşlarımızın önünde çok daha fazla kariyer fırsatı bulunuyor. Kamu ve özel hastanelerde biyomedikal teknik hizmetlerinden başlayarak, medikal cihaz üreticilerinde servis mühendisliği, uygulama uzmanlığı, kalite yönetimi, Ar-Ge, üretim, klinik mühendislik, proje yönetimi ve teknik danışmanlık gibi birçok farklı alanda çalışma imkânı mevcut. Özellikle görüntüleme sistemleri, yaşam destek cihazları, yoğun bakım teknolojileri ve ameliyathane çözümleri gibi ileri teknoloji gerektiren alanlarda yetişmiş insan kaynağına olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Mesleki deneyiminiz arttıkça ekip yönetimi, servis müdürlüğü, ürün yöneticiliği ve uluslararası teknik görevler gibi farklı kariyer basamaklarına ulaşmanız da mümkün oluyor. Burada özellikle öğrenci arkadaşlarıma birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum. Üniversite yıllarınızı yalnızca dersleri geçmek için değerlendirmeyin. Mesleği daha öğrenciyken yaşamaya başlayın. Mümkün olduğunca hastanelerde ve medikal firmalarda staj yapın, servis mühendislerinin yanında sahaya çıkın, cihaz kurulumlarını izleyin, bakım süreçlerine katılın ve arıza yönetimini yerinde görün. Bir cihazın üretimden çıkıp hastaya hizmet verecek noktaya gelene kadar geçtiği tüm süreci gözlemlemek sizlere çok değerli bir deneyim kazandıracaktır. Bunun yanında İngilizcenizi mutlaka geliştirin. Bugün kullandığımız cihazların teknik dokümanları, eğitim içerikleri ve servis yazılımlarının büyük bölümü İngilizce hazırlanıyor. Ayrıca bilgisayar ağları, temel yazılım bilgisi ve dijital sistemler konusunda da kendinizi geliştirmenizi tavsiye ederim. Çünkü yeni nesil biyomedikal cihazlar artık tek başına çalışan sistemler değil; birbirleriyle haberleşen, uzaktan yönetilebilen ve sürekli güncellenen akıllı platformlara dönüştü. Yaklaşık çeyrek asırdır bu değişimi yakından takip eden biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, sektör artık bambaşka bir noktaya geldi. Eskiden daha çok elektronik ve mekanik arızalarla ilgilenirken bugün yapay zekâ destekli görüntüleme sistemleri, dijital ameliyathaneler, uzaktan servis uygulamaları, merkezi cihaz yönetim sistemleri ve veritabanlı sağlık teknolojileri hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Bu dönüşüm, biyomedikal uzmanlarının görev tanımını da değiştirdi. Artık yalnızca cihaz tamiri yapan teknik personeller değil, hastanelerin teknoloji altyapısının güvenli, verimli ve kesintisiz çalışmasını sağlayan çözüm ortaklarıyız. Önümüzdeki yıllarda bu dönüşümün daha da hızlanacağını düşünüyorum. Yapay zekâ, robotik cerrahi, uzaktan arıza analizi, büyük veri uygulamaları ve dijital hastaneler mesleğimizin geleceğini şekillendirecek. Bu nedenle geleceğin biyomedikal profesyonellerinin yalnızca elektronik bilgisine sahip olması yeterli olmayacak. Yazılımı anlayan, bilgisayar ağlarına hâkim, veri güvenliği konusunda bilinçli, teknolojiyi yakından takip eden ve kendini sürekli geliştiren çok yönlü uzmanlara ihtiyaç duyulacak. Ben kendi meslek hayatıma dönüp baktığımda; Ar-Ge’den üretime, sahadan yöneticiliğe kadar farklı görevlerde bulunma fırsatı yakaladığımı görüyorum. Şunu samimiyetle söyleyebilirim ki; bu meslek emek veren, öğrenmeye açık olan ve gelişmekten vazgeçmeyen insanlara her zaman yeni kapılar açıyor. Teknoloji değişmeye devam edecek, sağlık hizmetleri dijitalleşecek ve cihazlar çok daha akıllı hâle gelecek. Ancak değişmeyecek tek gerçek, insan hayatına dokunan bu teknolojilerin güvenli şekilde çalışmasını sağlayacak nitelikli biyomedikal profesyonellerine duyulan ihtiyaç olacaktır. Bu nedenle sizlere en önemli tavsiyem, diplomanızı bir hedef olarak değil, mesleki gelişim yolculuğunuzun başlangıcı olarak görmeniz; araştırmaktan, soru sormaktan ve öğrenmekten hiçbir zaman vazgeçmemenizdir. Başarıya ulaşan insanlar, öğrenmeyi hayatlarının bir parçası hâline getiren insanlardır.’’ ifadelerini kullandı. 



Kamu sektöründeki mesleki deneyimlerinden örnekler vererek biyomedikal teknikerliğinin sağlık hizmetlerindeki kritik rolüne dikkat çeken ve öğrencilere kariyer planlamaları konusunda önemli tavsiyelerde bulunan Melike Denden, “Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bugün burada sizlerle bir araya gelmek benim için gerçekten çok anlamlı. Çünkü ben de bir zamanlar sizler gibi geleceğiyle ilgili hayaller kuran, hangi mesleği seçeceğini düşünen ve doğru tercihi yapmaya çalışan bir öğrenciydim. Daha sonra Kırıkkale Üniversitesi Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programını tercih ettim. Bugün bir ağız ve diş sağlığı hastanesinde biyomedikal teknikeri olarak görev yapıyorum. Burada sizlere sadece mesleğimi anlatmak değil, aynı zamanda bu yolculukta edindiğim tecrübeleri paylaşarak belki de vereceğiniz önemli kararlarda sizlere katkı sunmak istiyorum. Biyomedikal denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca hastanelerde cihaz tamir eden insanlar geliyor. Oysa bu meslek bundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bizler, sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesini sağlayan görünmeyen kahramanlardan biriyiz. Çalıştığım ağız ve diş sağlığı hastanesinde bunun önemini her gün yaşayarak görüyorum. Genel hastanelerde bir cihaz arızalandığında çoğu zaman alternatif bir cihaz kullanılabiliyor ya da hasta başka bir birime yönlendirilebiliyor. Ancak diş hastanelerinde her hekimin kendine ait tek bir ‘üniti’ bulunuyor. O ünit çalışmadığında yalnızca bir cihaz durmuyor; hekimin tüm randevu planı aksıyor ve birçok hastanın tedavisi ertelenebiliyor. Bu nedenle bizim işimizde hız, doğru teşhis ve etkili çözüm büyük önem taşıyor. Bazen gerçekten bir Formula 1 pit ekibi gibi çalışıyoruz. En kısa sürede arızayı tespit edip sistemi yeniden çalışır hâle getirmek zorundayız. Bu meslek bana hızlı düşünmeyi, doğru karar vermeyi ve ekip çalışmasının ne kadar değerli olduğunu öğretti. Bir diğer önemli konu ise teknolojidir. Dışarıdan bakıldığında bir diş hastanesinde sadece diş üniteleri varmış gibi düşünülebilir. Oysa işin içinde panoramik röntgen cihazları, üç boyutlu dental tomografi sistemleri, sterilizasyon cihazları, kompresörler, vakum sistemleri ve birçok ileri teknoloji ürünü ekipman bulunuyor. Bu cihazların güvenli şekilde çalışmasını sağlamak, bakım ve kontrollerini yapmak bizim sorumluluğumuzda. Aslında sağlık teknolojisinin tam merkezinde görev alıyoruz. Bugün özellikle genç kızlarımıza da bir mesaj vermek istiyorum. Biyomedikal alanı bazen elektronik, mekanik ve teknik yönü nedeniyle erkek mesleği gibi algılanabiliyor. Ben bunun doğru olmadığını yaşayarak gördüm. Bu mesleğin cinsiyeti yok. Başarının da cinsiyeti yok. Kadın ya da erkek olmanız değil; işinizi sevmeniz, öğrenmeye açık olmanız ve sorumluluk alabilmeniz önemli. Evet, zaman zaman fiziksel güç gerektiren işler olabiliyor. Ancak bu zaten ekip çalışmasıyla yürütülen bir meslek. Birbirimize destek olarak her zorluğun üstesinden geliyoruz. Buna karşılık dikkat, sabır, titizlik ve iletişim becerisi gerektiren birçok konuda kadınların çok önemli avantajlar sağladığını da sahada bizzat deneyimliyorum. O yüzden özellikle bu salondaki genç kızlarımızın “Bu meslek bana göre değil” diye düşünmelerini istemiyorum. Kendinize güvenin, önyargıları bir kenara bırakın ve ilgi duyduğunuz alanın peşinden cesaretle gidin. Ben mezun olduktan sonra öğrenmenin aslında yeni başladığını fark ettim. Teknoloji sürekli gelişiyor. Yapay zekâ, dijital sağlık sistemleri ve akıllı tıbbi cihazlar hayatımızın bir parçası hâline geliyor. Bu yüzden kendimi geliştirmeye, yeni eğitimler almaya ve mesleğime yatırım yapmaya devam ediyorum. Gelecekte eğitimimi Dikey Geçiş Sınavı ile lisans seviyesine taşımayı ve Biyomedikal Mühendisliği alanında da kendimi geliştirmeyi hedefliyorum. Çünkü bu meslek, sürekli öğrenen insanlara her zaman yeni fırsatlar sunuyor. Sizlere de en önemli tavsiyem, meslek seçerken sadece bugünü değil, geleceği de düşünmenizdir. Sevdiğiniz işi seçin, yabancı dil öğrenmeye önem verin, teknolojiyi takip edin ve kendinizi geliştirmekten hiçbir zaman vazgeçmeyin. Unutmayın ki, bugün burada kurduğunuz hayaller, yarın sizi bambaşka yerlere taşıyabilir. Belki birkaç yıl sonra sizlerden biri de bu kürsüde durup kendi başarı hikâyesini anlatacak. Ben buna yürekten inanıyorum. Hepinize eğitim hayatınızda ve gelecekteki kariyer yolculuğunuzda başarılar diliyor, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.’’ dedi.






Konuşmaların ardından, panelistler katılımcılar tarafından kendilerine yöneltilen soruları cevapladı.





Program, Bilim İletişiminden Sorumlu Rektör Danışmanı ve BİO Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Nuray Öztürk, BİO koordinatör yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Rıfat Kerem Gürkan ve BİO koordinatör yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Fikriye Rana Kara tarafından konuşmacılara hediye takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.