Güzel Sanatlar Fakültemiz Yeni Mezunlarını Hayata Uğurladı
Üniversitemiz Güzel Sanatlar Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı Genel Mezuniyet Töreni, Nurettin Topçu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Törene Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Ayşe Güler, Dekan Yardımcımız Doç. Şuayyip Yücel, akademik ve idari personelimiz, öğrencilerimiz ile aileleri katıldı.
.jpg)

.jpg)
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program, müzik dinletisi ile devam etti. Dinletide, Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağla Serin Özparlak piyano performansıyla yer alırken, Üniversitemiz Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Görkem Kumtepe kemanıyla Özparlak’a eşlik etti. Sanatçılar; Bülbülüm Altın Kafeste, Ah Yalan Dünyada ve Karadeniz Potporisi eserlerini icra ederek katılımcılardan büyük alkış aldı.
.jpg)
.jpg)
Program müzik dinletisinin ardından konuşmalarla devam etti.

Mezuniyetin yeni bir hayat yolculuğunun başlangıcı olduğunu belirterek mezunlardan sanatın dönüştürücü gücünü topluma yansıtmalarını isteyen Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz, “Güzel Türkiyemizin dört bir yanından gelerek bizleri onurlandıran çok kıymetli ailelerimiz, üniversitemizin çok değerli akademik ve idari personeli ve elbette bugünün asıl kahramanları olan kıymetli mezunlarımız; hepinizi şahsım, Kırıkkale Üniversitesi ailesi ve kıymetli Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sözlerime başlamadan önce burada sergiledikleri müzikal performansla bizlere unutulmaz anlar yaşatan kıymetli öğretim elemanı sanatçılarımızı gönülden tebrik etmek istiyorum. İcra edilen eserlerin her biri birbirinden değerliydi. Hele ki Neşet Ertaş eserleri söz konusu olduğunda, benim için bunun ayrıca özel bir anlamı var. Kıymetli aileler, her törende ifade ettiğim gibi bugün adına resmi olarak ‘mezuniyet töreni’ dediğimiz bu buluşmayı ben sadece bir tören olarak görmüyorum. Bugün esasen bir gurur tablosuyla, yoğun emek mahsulü bir eserle karşı karşıyayız. Sizler çocuklarınızı yıllar önce büyük hayallerle Üniversitemize, bizlere emanet ettiniz. Eminim ki onları buraya gönderirken nice fedakârlıklar yaptınız, kendi ihtiyaçlarınızdan vazgeçtiniz. ‘Çocuğumun bir eksiği olmasın; arkadaşlarının yanında mahcup olmasın, boynu bükülmesin’ düşüncesiyle nice yükleri omuzladınız. Bir baba olarak bunu çok iyi hissedebiliyorum. Ben de evlat sahibi bir yönetici ve öğretim üyesi olarak çocuk yetiştirmenin ne kadar büyük sorumluluk ve fedakârlık istediğini iyi biliyorum. İşte bugün burada sizler için o fedakârlıkların karşılığını görme günüdür. Bu nedenle içtenlikle söylüyorum ki, bugün teşekkürün de alkışın da en büyüğü siz kıymetli ailelerimize aittir. Çünkü bugün eserinizle karşı karşıyasınız. Peki, bu eser nasıl ortaya çıktı? Elbette üniversite üst yönetimini oluşturan Sayın Rektörümüzün, Rektör Yardımcılarımızın, Genel Sekreterin bilhassa karar alma noktasında çok büyük ve ağır sorumlulukları ve bu çerçevede çok önemli görevleri var, ancak bu gurur tablosunun gerçek mimarları, dört yıl boyunca büyük emekler ortaya koyan akademisyenlerimizdir. Onlar sadece ders anlatıp sınıftan çıkmadılar. Sizlerin olmadığı yerde öğrencilerine bazen bir abi, bir abla; bazen bir anne, bazen bir baba oldular. Öğrencilerimizin yalnızca akademik değil, insani gelişimlerine de katkı sundular. Bizler üniversite yönetimi olarak şuna yürekten inanıyoruz: Bir öğrenciyi yalnızca ders anlatarak ve diploma vererek mezun etmek yeterli değildir. Bu nedenle öğrencilerimizi daha donanımlı bireyler olarak yetiştirebilmek için çok sayıda etkinlik, öğrenci topluluğu çalışması ve sosyal faaliyet gerçekleştirdik. Örneğin üç yıl önce bilim, eğitim, sanat, spor ve teknolojiyi bir araya getiren BESST-İVAL’i başlattık. Üç yıldır Üniversitemiz bir hafta boyunca adeta bir şenlik havasına bürünüyor. Kampüsümüz bilimle, sanatla, sporla, teknolojiyle ve gençliğin enerjisiyle dolup taşıyor. Büyük bir teşekkür duygusuyla ifade etmek isterim ki, gerçekleştirilen etkinliklerin çok önemli bir kısmında Güzel Sanatlar Fakültemizin ve kıymetli hocalarımızın büyük emeği bulunmaktadır. Bu kıymetli çalışmalar da öğrencilerimizin yalnızca mesleki anlamda değil, sosyal ve kültürel açıdan daha güçlü bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamaktadır. Sevgili öğrencilerimiz, bugüne kadar bir hikâye yazdınız. Fakat esas hikâye şimdi başlıyor. Bundan sonra yepyeni bir hayatın, yeni bir yolculuğun kahramanı olacaksınız. Hayatın sürekli bir öğrenme süreci olduğunu bugün bizlere güzel ve canlı bir örnek olarak sevgili Ramazan Bey göstermektedir. Altmış yaşında bir insanın üniversiteyi birincilikle bitirmesi aslında hepimize şu çok önemli mesajı hatırlatıyor: ‘Öğrenmenin yaşı yoktur’. Her gün bir adım daha ileriye gitmek zorundayız. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarını düşünün. 1915’i düşünün. O yıllarda henüz çocuk yaşta olanlar, bu ülkenin geleceği için yalnızca emeklerini değil, canlarını ortaya koydular. Bugün burada özgürce bulunabiliyorsak, onların fedakârlıkları sayesindedir. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar ülkemiz zaman zaman zorluklar yaşadı; darbeler gördü, engellerle karşılaştı, badireler atlattı. Ancak her seferinde yeniden ayağa kalkmayı başardı. Bu ülke için taş üstüne taş koyan, emek veren herkes kıymetlidir. Şimdi sıra sizlerde. Konuşmaların içerisinde de ifade edildi. Fakülte birincimiz Ayşe’nin konuşmasında da vardı, Ramazan Bey’in konuşmasında da. Bugün bu salondan ayrılıp yeni bir hayata adım attığınızda yalnızca bir mesleğin temsilcileri olarak değil, sanatı temsil eden insanlar olarak yolunuza devam edeceksiniz. Çünkü sanat, bir milleti diri tutan, hayata bağlayan, insanı yeniden ayağa kaldıran ve her zaman yenileyen çok güçlü bir alandır. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, insanların giderek daha fazla nobranlaştığı, her şeyin maddi ölçülerle değerlendirildiği bir dönemden geçiyoruz. Aynı zamanda insani değerlerin yıpratıldığı, duyarlılıkların zayıfladığı bir süreci de yaşıyoruz. İşte sizlerden beklentimiz, yalnızca bir diplomanın gereğini yerine getirmeniz değildir. Elbette o diploma sizlere bir kapı açacaktır. Bir kuruma başladığınızda ressam olduğunuzu, grafik tasarımcı olduğunuzu, sanat eğitimi aldığınızı gösterecektir. Ancak esas mesele bunun çok daha ötesindedir. Sizin topluma vereceğiniz mesajlar, insanlara bırakacağınız izler ve sanat yoluyla oluşturacağınız fark çok daha kıymetlidir. Çünkü sanat; toplumu incelten, bireyi zarifleştiren, insanı daha duyarlı hale getiren, bu nobranlık çağında insan ilişkilerine nezaket kazandıran güçlü bir değerdir. Bu nedenle sizlerden, sanatçı kimliğinizin sorumluluğunu da taşımanızı özellikle bekliyoruz. Bu duygularla ailelerimize bir kez daha gönülden teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bir çocuğu bebeklikten başlayıp bugünlere getirmek kolay değildir; bunu yaşayan bilir. Ben de evlat yetiştirmiş bir baba olarak bunu çok iyi biliyorum. Altı çocuk büyütürken annemin ve babamın neler yaşadığını, hangi zorluklardan geçtiğini bugün daha iyi anlayabiliyorum. Bu yüzden siz kıymetli aileleri yalnızca empati kurarak değil, birebir hissederek anlıyorum. Çocuklarınızın boynu bükülmesin, hiçbir eksikleri olmasın diye gösterdiğiniz emekler için sizlere bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Kıymetli hocalarıma da öğrencilerimize verdikleri emekler dolayısıyla, üniversite yönetimimiz adına gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Ve sevgili mezunlarımız… Artık önünüzde yeni ve uzun bir dönem var. Sizler bundan sonra yeni hikâyenizin yazarları olacaksınız. Yolunuz açık, başarılarınız daim olsun. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.” diye konuştu.
.jpg)
Mezuniyetin yıllar süren emeğin ve üretimin taçlandığı anlamlı bir gün olduğunu vurgulayarak mezunlara sanat ve tasarım alanında topluma değer katan bireyler olmaları tavsiyesinde bulunan Dekanımız Prof. Dr. Ayşe Güler, “Sayın Rektör Yardımcım, kıymetli akademik ve idari personelimiz, değerli velilerimiz ve bugün bu salonda emeklerinin karşılığını alacak sevgili mezunlarımız; Güzel Sanatlar Fakültesi Mezuniyet Törenimize hepiniz hoş geldiniz. Sizleri şahsım ve fakültem adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bugün yalnızca diplomaların teslim edildiği bir gün değil; yıllar süren emeğin, sabrın, üretimin, hayal kurmanın ve en önemlisi vazgeçmemenin taçlandığı anlamlı bir gündür. Sizler fakültemizin bölümlerinde bağımsız düşünmeyi, üretmeyi, sabretmeyi ve ekip çalışmasını öğrendiniz. Yalnızca mesleki bilgi edinmediniz; aynı zamanda hayata dair önemli değerler de kazandınız. Sevgili mezunlarımız, bugünden sonra sizleri yeni bir yolculuk bekliyor. Bu yolculukta bazılarınız tasarım ofislerinde, bazılarınız sanat atölyelerinde, belki eğitim kurumlarında ya da kültür ve sanat merkezlerinde üretmeye devam edeceksiniz. Unutmayınız ki sanat ve tasarım, toplumların gelişiminde sessiz ama en güçlü dönüştürücü role sahip alanlardır. Sizlerden beklentimiz; teknolojiyi yalnızca takip eden değil, ona yön veren, öz kültürünü korurken evrensel düşünebilen, ekip değerlerine bağlı, üretken sanatçılar ve tasarımcılar olmanızdır. Bu başarıda büyük pay sahibi olan ailelerimize de özellikle teşekkür etmek istiyorum. Sizlerin ne büyük fedakârlıklarla evlatlarınızı yetiştirip bugünlere getirdiğinizi biliyoruz. Çocuklarınızın hayallerine sizler inandınız, onların yanında oldunuz ve büyük özveriler gösterdiniz. Bugün onların sevincini paylaşırken sizler de bu gururun en haklı ortaklarısınız. Ayrıca öğrencilerimizin yetişmesinde emeği bulunan tüm akademik ve idari personelimize de içtenlikle teşekkür ediyorum. Değerli mezunlarımız, nereye giderseniz gidin, bizler sizlerle her zaman gurur duyacağız. Kapımız sizlere daima açık olacaktır. Bu anlamlı günde mezun olan tüm öğrencilerimizi gönülden kutluyor; yollarının açık, başarılarının daim ve ilham perilerinin her zaman yanlarında olmasını diliyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, mezuniyet törenimizin hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.” dedi.
.jpg)
Mezuniyetin emeğin, sabrın ve fedakârlığın bir simgesi olduğunu vurgulayarak meslek yaşamlarında insan odaklı tasarımlar üretmenin önemine dikkat çeken Fakülte Birincisi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencisi Ayşe Çağlayan, “Bugün burada İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü ve Fakülte Birincisi olarak sizlere hitap etmek benim için büyük bir onur ve gurur kaynağıdır. Bugün aldığımız diploma yalnızca akademik bir başarının değil; emeğimizin, sabrımızın, fedakârlıklarımızın ve vazgeçmeden gösterdiğimiz çabanın da bir simgesidir. Bu süreçte bizlere bilgi ve deneyimleriyle rehberlik eden değerli hocalarımıza, her zaman yanımızda olan ailelerimize ve sevinçlerimizi, zorluklarımızı paylaştığımız arkadaşlarımıza içten teşekkürlerimi sunuyorum. İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı yalnızca mekânlar oluşturmak değildir. Bizler; insanların yaşadığı, çalıştığı ve sosyalleştiği alanları daha işlevsel, daha erişilebilir ve daha yaşanabilir hâle getirmeyi amaçlayan bir mesleğin temsilcileriyiz. Tasarladığımız her mekân, insanların yaşam kalitesine doğrudan etki etmektedir. Bu nedenle üstleneceğimiz her projede yalnızca estetik kaygılarla değil, insan odaklı bir bakış açısıyla hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu başarı yolculuğunda bana inanan, her zaman yanımda olan ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen aileme ayrıca içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Özellikle bugün burada olmamda büyük emeği bulunan sevgili anneme, babama ve her zaman yanımda hissettiğim kardeşime minnettarım. Ayrıca eğitim hayatım boyunca bana güvenen, cesaret veren, iyi dilekleriyle destek olan ve başarıma katkı sağlayan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Sevgili arkadaşlarım; bugün mezun olurken yalnızca yeni bir meslek hayatına değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluğa da adım atıyoruz. Tasarlayacağımız her yapı, her kurumsal alan ve her yaşam mekânında insanı merkeze koymalı, topluma değer katmayı amaçlamalıyız. Gerçek başarı yalnızca derecelerle ya da unvanlarla ölçülmez. Gerçek başarı; bilgimizi toplum yararına sunabilmek, mesleki etik değerlerimizden ödün vermeden çalışabilmek ve insan hayatına olumlu katkılar bırakabilmektir. Sözlerime, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anarak son vermek istiyorum. Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü, eğitim hayatımız boyunca bizlere yol göstermiş; aklın, bilimin ve çağdaş düşüncenin önemini daima hatırlatmıştır. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında yetişen gençler olarak, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği çağdaş, üretken ve aydınlık geleceği daha ileriye taşımak zorundayız. Bilimin ışığında, sanatın ve tasarımın gücüyle ülkemize değer katacak işler ortaya koyacağımıza yürekten inanıyorum. Bu sorumluluğun bilinciyle ülkemize, mesleğimize ve insanlığa faydalı bireyler olacağımıza inanıyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, teşekkür ediyorum.” dedi. .jpg)
.jpg)
60 yaşında Resim Bölümü birincisi olarak mezun olmanın gururunu yaşadığını belirterek başarısında emeği bulunan ailesine, akademisyenlerine ve arkadaşlarına teşekkür eden Resim Bölüm birincisi Ramazan Yazar ise, “Bugün burada, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden altmış yaşında birincilikle mezun olmanın büyük gururunu ve mutluluğunu yaşıyorum. Ancak bu başarı yalnızca bana ait değildir. Hayatım boyunca bana güç veren, bugün aramızda olmayan kıymetli eşim Satı Yazar’ı rahmet ve özlemle anıyorum. Onun bana olan inancı ve söylediği sözler hâlâ kulağımda yankılanıyor, yolumu aydınlatmaya devam ediyor. Canım kızlarım Damla’ya, Esra’ya ve oğlum Mustafa’ya, dört yıl boyunca öğrenci modundaki dayanılması zor kaprislerime sabır gösterdikleri için yürekten teşekkür ediyorum. Ayrıca fakültemizin değerli hocalarına; Sayın Dekanımız Ayşe Hocama, İsa Hocama, Şuayyip Hocama, Hüda Hocama, Mevlüt Hocama, Özlem Hocama, Fatma Hocama, Buket Hocama, Selda Hocama, Mustafa Hocama, Asuman Hocama, Arzu Hocama ve Mustafa Akın Hocama ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Çok kıymetli genç resimci arkadaşlarım; sizlerin benim için yeri her zaman çok özel oldu. Sizlere sürekli hayat hikâyelerimi anlattım, siz de sabırla dinlediniz, hiç sıkılmadınız. Bana sığınacak bir liman oldunuz. Sizlerin yanında kendimi her zaman genç hissettim. Beni sizden biri gibi kabul ettiniz. Her birinizin gözlerinden ayrı ayrı öpüyor, hepinize başarılarla dolu, uzun ve sanatla iç içe bir yaşam diliyorum. Hepinizi sevgiyle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.” dedi.
.jpg)
Konuşmaların ardından fakülte ve bölüm derecelerine giren öğrencilere plaket ve başarı belgeleri takdim edildi. Fakülte birincisi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencisi Ayşe Çağlayan ile Resim Bölümü birincisi Ramazan Yazar’a ödülleri Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Erol Yılmaz tarafından verildi. Fakülte ikincisi Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğrencisi Vahdet Yıldırım ve Resim Bölümü ikincisi Rahime Süeda Şimşek’in ödülleri Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Ayşe Güler tarafından takdim edilirken, fakülte üçüncüsü Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğrencisi Asuman Karakoca ile Resim Bölümü üçüncüsü Eylül Keskin’in ödülleri ise Dekan Yardımcısı Doç. Şuayyip Yücel tarafından verildi. Resim Bölümü üçüncüsü Eylül Keskin ise, mazereti nedeniyle törene katılamadı.
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
Program, toplu fotoğraf çekimi ve mezunların kep atmasıyla sona erdi.
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)